Sözden Biri Felaket olan sel mi insanlık mı?
Yazı Detayı
03 Ağustos 2021 - Salı 10:29
 
Felaket olan sel mi insanlık mı?
Sözden Biri
 
 

Son bir haftada Van’daki yoğun yağışlar nedeniyle sel felaketleri meydana geldi, gelmeye devam ediyor.

 

Özellikle; Başkale, Özalp, Muradiye, Saray, Erciş ve Gürpınar ilçelerinde etkili olan sel felaketleri büyük mağduriyetlere neden oluyor.

 

Son olarak 31 Temmuz günü öğle saatlerinde Başkale ilçesinin Esenyamaç (Xaşkan) Mahallesi’nde meydana gelen felakette 5 ev tamamıyla kullanılamaz hale geldi, çok sayıda ev sulardan etkilendi, hayvanlar telef oldu, mahallelinin varı yoğu sele kapıldı gitti.

 

Bir de ismi Kader, kaderi ise kara 22 yaşında bir kız kardeşi için suya kapıldı. Kader Yurtseven. 22 yaşında, 8 kardeşin en büyüğü, annesinin eli, ayağı, kolu, bacağı. Babası başında olmayan bir kız: Kader.

 

Sel sularının bir anda köyü etkisi altına aldığı sırada Kader, kardeşini sel sularına kapıldığı sanıp suya atladı. Kardeşi için gözünü karartan Kader, suya atlarken “balçığa” saplandı. Bunu gören komşusu Kader’i sudan çıkararak kurtardı. Geriye de tüm haber kanallarında, internet sitelerinde ve sosyal medyada evinin kapısının önündeki yarı baygın görüntüler damgasını vurdu.

 

Kader “balçık”tan kurtarıldı, 7 kardeşi ve annesine hiçbir şey olmadı. 4 büyükbaş hayvanları telef oldu, oturdukların evi temeline kadar her şey sele kapıldı gitti. Umutları, gelecekleri, başlarını koydukları o yastıkları artık yok.

 

Kader kurtuldu kurtulmasına ama ne giyecek kıyafetleri kaldı ne bir bardak suları ve yiyecek bir lokma yiyecekleri.

 

Korku dolu dakikalar ile başladı sel, umutsuzluk ve sahipsizlik ile devam etti “felaket”.

 

* * *

 

Acı olan felaket mi?

 

“Ne gelirse gelsin Allah’tan gelir. Veren de O’dur, alan da...”

 

Her insanın acı çektiği, 3 gün ağladığı sonra hayatına devam ettiğidir bu sözün asıl karşılığı.

 

Ama Esenyamaç’ta böyle değil ne yazık ki. Kader ve ailesi başta olmak üzere 4 ev daha varını yoğunu kaybetti selde. Peki, ne oldu sonra?

 

Aynı akşam saat 9 sularında Van Valisi Mehmet Emin Bilmez, Ak Parti Milletvekili Osman Nuri Gülaçar, İlçe Kaymakamı Asım Solak, beraberindeki müdürler, müdürlerin yanındakiler, başkanlar onların yanındakiler ve en önemlisi orada bulunan mahalleliden daha fazla sayıya sahip olan korumalar, polisler, askerler ve korucular geldi mahalleye.

 

Köyün içinden geçen bu büyük “heyet” selin en yoğun olduğu yere geçti. Yanlarında sadece köy muhtarının anlattıklarıyla. Ne bir vatandaşın elini sıkan ne küçük bir çocuğun yüzündeki çamuru silmeden geçti bu heyet!

 

İşte asıl zor olan buydu. Çamurdan, balçıktan, sudan kurtulmak değildi mesele. Makam araçları, korumalar, silahlar ve herkese bir o kadar uzak olan kelli felli adamların gelmesiydi mesele.

 

Vatandaştan bu kadar uzak olmak; onlarla ağlamamak, ellerini tutmamak ve o acıyı yaşamamak, 3 gün sonunda biten ağlamaktan daha büyük geliyor insana.

 

Esenyamaç’ta acı olan felaket değildi, ne yazık ki insanlıktı!

 

Buydu insanlığın ne olduğunu gösteren.

 

Bir askerin, (rütbeli) bir gazeteciye; “Abuk subuk şeyler yazmayın” demesiydi asıl mesele ve balçıktan daha beter!

 

* * *

 

Yakılan ağıt, ayağında “ayakkabı”sı olmayan masumlar!

 

Köyde evini kaybeden Selime Yurtseven’in yaktığı ağıtlar tüm mahallede yankılanırken, kimi hüzünlenip gözleri doluyor kimisi de duymuyor bile!

 

Selime’nin yaktığı ağıtlar, çaresizliğin, ömrünü verdiği evinin gitmesinin, çocuklarının umutlarının yok oluşunun, başında bir koca olmadığı için ne yapacağını bilmemesini anlatıyor aslında.

 

Kalbinde azıcık sevgi olanlar, acıyı anlayanlar; Selime’nin yaktı ağıtlara mı ağlasın yoksa masum çocukların yalın ayak dolaşmasına m? İşte tam da bu görüntü var Esenyamaç’ta.

 

Bir gazetecinin Selime’ye sarılıp ağlaması tam da bunu gösteriyor işte. O ağıtlar belki dün bitti, ama o ayakkabılar bir türlü gelmedi.

 

* * *

 

Uzak durun!

 

Ve son nokta.

 

Vicdanı sızladığı için mahalleye giden insanlar oldu. Bir bardak su ulaştırmak için çabalayanlar. Hiçbir şey değilse “orada olalım. O insanların elini tutalım” diyenler oldu.

 

Ve birde; Kader ile fotoğraf çektireyim, köyü fotoğraflayayım, şunları eleştireyim, bunlar neden gelmedi diye yazayım diyenler oldu.

 

Aradaki fark çok büyüktü. Esenyamaç’ta selin yıktığı evler ile dağlar arasındaki fark kadar büyüktü.

 

Kader ile fotoğraf çektirmeyin. Kader’in kardeşleri, annesi ve Kader için kıyafet götürün, ayakkabı götürün. Selle birlikte her şeyleri gitti. Bari sizin vicdanınız gitmesin!

 

Ne Ayşe’nin ayağında ayakkabı var ne Mustafa’nın üstünde bir hırka! Evin erkeği olan Muhammed’in ne olanlardan bir haberi var ne de onu anlayacak bir yaşı. Rojin sessiz sessiz ağlıyor yıkılıp giden evlerinin temelinin üstünde. Ve Yurtseven ailesi yıkılan evlerinin temelinde yani oturma odalarında oturuyor, selin getirdiği taşların üstünde...

 

O insanların istediği çok şey değil. Elinizi uzatmanızı bekliyorlar, yüzlerindeki çamurları silmenizi bekliyorlar, eğer ki geliyorsa elinizde bir ev istiyorlar bir de karınlarını doyuracak bir ekmek, bir tas çorba...

 

Zor değil bunu yapmak.

 

Emin olun “şov” yapmaktan çok daha kolay...

 

(Esenyamaç Mahallesi’nde yaşananların 2 günlük yansıması bunlar sadece. Çok daha güzel bir yazıyla başlamak istedim elbette ki Güncelvan’daki yazıma. Ama ne eylersin ki Kader böyle eyledi. Belki bir gün Kader’in güzelliklerini de yazarım size. Ben kimim diye sormayın? Bilin ki “Sözden Biri”yim.)

 
Etiketler: Felaket, olan, sel, mi, insanlık, mı?,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
Haber Yazılımı